2000’’li yılların başlamasıyla daha da gelişen ve her yeni gün farklı bir özelliğe karşımıza çıkan dijital dünyanın temelleri  1970’li yıllarda atılmaya başlandı. 90’lardan bu yana da hayatımızın içine yavaş yavaş girse de son on yıldır daha da popülerleşmiş bir durumda.  Yaklaşık 30 yıldır iş süreçleri dijital ortama aktarılıyor. Markaların dijital kanallar, web siteleri ve müşteriler arasında asla kopması mümkün olmayan bir ilişki içinde.

Dijital dünyanın avantajları sadece bireysel olarak değil, kurumsal olarak da büyük avantajlar içerdiğini fark edenler bugünümüzün dijitalleşen dünyasında herkesten birkaç adım önde duruyor.  Firmalarını E-Ticaret’e aktaranlar kendi mağazalarında ulaştıkları satış sayısından çok daha fazla satış yapıyor. Müşteriler ise artık vakitlerini tamamen online mağazalarda geçiriyor.

Bütün dünyayı saran pandemi dijital dünyanın daha da hızlı gelişmesi ve daha fazla kişiye ulaşması için oldukça verimli bir süreçti. Artık evimize aldığımız ekmekten tutun da saçımıza taktığımız tokaya kadar sanal mağazalardan alışveriş yapıyoruz. Sevdiklerimize hediye seçerken bile yine sanal mağazaları kullanıyoruz.

Durum böyle olunca son yapılan dünya çapındaki araştırmalar, dijital dönüşüm girişimlerine yapılan yatırımın ise bu yıl neredeyse yüzde 60 oranında artarak 2.2 trilyon dolara ulaşması bekliyor.

Dünya Nüfusunun %96’sı mobil telefon kullanıcısı

İnsanların %72’si sürekli çevirim içi

Doğum tarihi 1980 – 1999 olan Y kuşağı dünya nüfusunun %31, Türkiye nüfusunun %33’ünü kapsıyor.

Günde 6 – 8 saat arası ekrana bakıyorlar.

%89’u sosyal medyayı aktif olarak kullanıyor

%70’i online araştırmalar yapıp karar veriyor

%91’i şirket ve markalar hakkında tweet atıyor

Türkiye’de Y jenerasyonun %87’sinin Facebook hesabı var.

%55’i çeşitli markaların web sitelerini takip ediyor

10 yıl içinde ana müşteriler %80’i Y jenerasyonu olacak.